İklim kriziyle mücadele dendiğinde aklımıza ilk olarak devasa yağmur ormanları veya uçsuz bucaksız ağaçlandırma projeleri gelir. Ancak gezegenimizin asıl "akciğerleri" sessiz sedasız suların altında yatıyor: Deniz çayırları.
Deniz çayırları, sadece deniz canlılarına ev sahipliği yapmakla kalmıyor, aynı zamanda gezegenimizin geleceği için kritik bir rol oynuyor. Ancak ne yazık ki, artan farkındalığa rağmen bu eşsiz habitatlar büyük bir baskı altında.
Bu su altı ormanları neden bu kadar hayati ve onları kaybetmek bize neye mal olur?
Karbon emici: Tropikal yağmur ormanlarından 35 kat daha hızlı karbon emme yeteneğine sahipler.
Ekonomik değer: Deniz çayırları, içlerinde barındırdıkları ekosistemle (balıklar ve diğer canlılar) birlikte devasa bir ekonomik değer yaratıyor.
Son araştırmalara göre Akdeniz’de bu değer yıllık yaklaşık 11,6 milyar dolar, Türkiye’de ise 276,6 milyon dolar seviyesinde.
Bu süper güçlere rağmen tablo maalesef çok parlak değil. 2020 Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre, dünyada her 30 dakikada bir, bir futbol sahası büyüklüğünde deniz çayırı alanı yok oluyor.
Küresel ölçekte deniz çayırı örtüsü her yıl %2 ila %7 oranında azalırken, bu kayıpların tüm dünyada yaratacağı ekonomik kaybın yıllık 42 milyar dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor.
Karasal ekosistemlerden daha fazla karbon tutma kapasitesine sahip bu alanlar için farkındalık yaratmak isteyen BM, 2022 yılında 1 Mart’ı Dünya Deniz Çayırları Günü olarak ilan etti.
Kirlilik veya iklim değişikliği gibi nedenlerle yok olan bir alana yeniden ekim yapıldığında, bu çayırlar yılda sadece 1 cm büyüyebiliyor. Bu nedenle mevcut olanı korumak, sıfırdan yaratmaktan çok daha kritik.
İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen, Dünya Deniz Çayırları Günü kapsamında denizleri korumanın gelecek nesillere karşı bir görev olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullanıyor:
"Denizler, iklim kriziyle mücadeleden biyolojik çeşitliliğin korunmasına, gıda güvenliğinden günlük ekonomik faaliyetlere kadar dünyamızda yaşamın devamlılığını sağlayan her alanda katkı sunan çok kıymetli bir kaynak.
Bu nedenle üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak, Türkiye’de denizlerimizi korumayı çevresel bir sorumluluk olmanın ötesinde gelecek nesillere karşı bir görev olarak görmek gerekiyor. Deniz ekosisteminin korunmasına yönelik bilimsel çalışmaları desteklemek, toplumsal farkındalığı artırmak, finansal destek sağlamak için yürüttüğümüz çalışmalar arasında en önemlilerden biri de ‘Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları’ projemiz.
Tropik yağmur ormanlarının 35 katına kadar karbondioksit emen bu ‘denizlerin akciğerleri’ iklim değişikliği, kirlilik gibi nedenlerle ciddi oranda azalıyor. Yeniden ekim yapıldığında ise çayırlar yılda sadece 1 cm büyüyebiliyor. Kaybedilen alanları yenilemek neredeyse imkansız fakat mevcutları korumak mümkün.
Bu sebeple TÜDAV iş birliğiyle mevcut deniz çayırlarının haritalandırılması, korunması ve üzerlerindeki atıkların temizlenmesine uzanan kapsamlı bir yaklaşımla yürütülen proje, denizlerimizin dolayısıyla dünyamızın geleceğini güvence altına alma yönünde önemli çabalardan biri.
Böyle değerli ve kritik bir habitatın korunmasının öneminin farkında olan, bu yolda emek harcayan herkesin Dünya Deniz Çayırları Günü kutlu olsun."